Biliyor musun seni çok kıskanıyorum. Ama boş laf kıskanması demiyorum bak, tırnaklarını kemirip içini yercesine bir kıskanmak. Acılarından -senin için ne kadarı acı ne kadarı geride bırkamak istediklerin bilemem ama- kaçmak için elinde olan avantajı kıskanıyorum. İhtiyaçların için insanlara katlanmak zorunda olmadan kış uykusuna yatabilecek imkana sahip olduğun için kıskanıyorum. Ki benim için aslında pek de alışıldık bir duygu değil kıskanmak. Zihnim pek tanımıyor bu duyguyu ya da pek fazla kullanmadığından nasıl çalışacağını bilmiyor. Kendime nedenini sorunca hikayenle tanıştığımda etrafımda akan olayların bitmek tükenmezliğine ve boğucu ağırlığına yoruyorum. Ee tabii benim hikayemde bu kıskanmanın temeli her zaman her şeyle yüzleşmek, toparlamak ya da ilgilenmek ve belki bir şeyin muhattabı olmak zorundalığından kaçmak oluyor. Yetişkinlikten yorulmak da diyebiliriz buna. Sorumluluğa bir kavram olarak bakınca nefret edilecekler listesinde 2000'lerin yıldız pop şarkısı gibi en üstlere tırmanmayı becerdiğini görüyorum. Bir yerlerde zaten sıkılacağımı biliyordum ama çocukken veya ergenken bu sıkılmışlığın en azından otuzlu yaşlarımı beklemesini planlamıştım. Eh hayat farklı düşünüyormuş demek. Yalnızlığa periyodik alınan ilaç gibi dönem dönem ihtiyaç duyan benliğim adım atarken annesinin elini tutan bir bebek gibi yaptığı her harekette bir yönlendirme istiyor şimdilerde. Tabağı kaldır, çamaşırları yıka, insanlarla iyi ilişkiler kur, işinde üretken ol, bir proje için alternatifler türet, sevdiklerine verdiğin değeri hissettir, gün içinde en azından bir iki kelime konuş, ev sahibinle anlaş, insanları dinle, ödemelerini yap, adım at, uyu, nefes al. Sadece dış ses değil ellerime ve kollarıma ipler bağlayıp fiziksel olarakta bir yönlendirmeden bahsediyorum. Üzerine bol bol düşündüm bu konunun. Boyum 1.70 santim yani iplerimi vereceğim kişinin bir buçuk kol mesafesi benden uzun olması gerekiyor, belli bir ağırlık var o yüzden güçlü de olmalı tabii.
Tabii bir de benim düşünmek istemediklerimi düşünecek yeterlilikte olup doğru kararlar verebilmeli. Kime oy versem, hangi işi seçsem yeni eve mi taşınsam, ev arkadaşı mı alsam, hayatımdan kimleri çıkarsam, sınavını geçtiğim ehliyeti mi alsam, hangi lambaderi alacağım? İnsanlar bunlar için bir asistanla anlaşıyor ve onun yerine her gün ne yapılması gerekiyorsa bir hatırlatıyor. Ama hayatın detaylarında küçük şeyleri de düşünen biri lazım. Süt bozulmuş, ampül patlamış, musluk akıtıyor, trafik var, yağmur yağıyor, günlerden salı. Günün sonunda bunların hepsini yapacak bir kukla oynatıcısı bulamayacağımı anlıyorum. Onun yerine karartıcı perdesini kapattığım yatak odamda yorganı kafama kadar çekip uyumak ve tüm bunların halledilip hayatıma format atılmasını, son uykumdan da bir dış sesin "Hayatın yoluna girdi, yaşamaya devam edebilirsin." diye uyandırmasını çok istiyorum. İşte Reva'yla olan ortak kıskanma duygumuzun ayrıştığı yer tam olarak burası. O senin sahip olduklarınla yaşayabileceğin hayatını kıskanırken ben kış uykusuna yatabilecek imkanına sahip olmanı kıskanıyorum. Durma hakkını kendine tanıman için elinde olan avantajı.
#dinlenmeverahatlamayılım #ottessamoshfegh #ithaki#ithakiyayınları
Benzer Yazılar
Benim Hüzünlü Orospularım
21.10.2026Sandor Petofi
25.10.2026Stepford Kadınları
30.10.2026